Baturalp TÜREGÜN 2016-2017 Yılı, Polonya

Merhaba ben Elektrik-Elektronik Mühendisliği öğrencisi Baturalp Türegün. 2016-2017 bahar dönemi yani 2. sınıfta okulumun bana sağladığı ERASMUS programına katıldım. Gittiğim yer Polonya, Bielsko-Biala şehriydi.

Doğayla iç içe olduğumuz her yerin yeşil, modern bir o kadar da tarihi ve eski, Avrupa’nın çoğu ülkesi gibi tarihine sahip çıkmış her bölgesiyle kesinlikle muazzam bir şehirdi. Polonya’da ATH Üniversitesi’nde eğitim gördüm, üniversitemden ve oradaki hocalarımdan gayet memnundum. Eğitim dilimiz İngilizceydi. Polonya’ya gittiğimde oradaki üniversitemin erasmus öğrencileri için ayarladığı yurtta kaldım, kesinlikle size de yurtta kalmanızı tavsiye ederim. Çünkü tüm ERASMUS öğrencileri orada olacak ve bu sizi olumlu yönde etkileyecek. Polonya ERASMUS için ideal bir ülke mi derseniz, kesinlikle evet. Beklenilen her şeyi tam anlamıyla alabileceğiniz bir ülke. ERASMUS programından önce de birkaç kez Avrupa tecrübem olmuştu.

İnsanlarına az da olsa aşinaydım, oradaki kurallara ve kültürlere ama inanın ERASMUS süresince alışkın olmaktan çıkıyorsunuz. Oranın kültürünü, kurallarını, hayat temposunu ve tarzını benimsiyorsunuz. Orası sizin eviniz haline geliyor. Bir yazıyla ERASMUS’u anlatmak çok zor aslında. Zorlukları olsa da çoğu zaman seni mutlu edecek, benzersiz duyguları yaşamanı sağlayacak eşsiz bir program ERASMUS. Öğrenim için gidiliyor olsa da bununla asla sınırlı olmaz ve olmamalıdır. Sürekli bir yerlere gitmek için planlar yapılır. ” Bu hafta sonunu İtalya’da mı geçirsek, bir Almanya mı yapsak” diye düşünüp hafta sonunda kendini Amsterdam’da bulmak hayal bile edemeyeceğin bir durumken, gerçek olur. En güzel fotoğrafları çekebil diye o en güzel kıyafetlerini sırt çantana koyup, nereye gittiğini gerçek anlamda bilmeden o trene ya da uçağa binmekle başlar her şey. Daha önce hiç gitmediğin şehirlere hiç görmediğin şeylere, yaşamadığın hazlara bir adım daha yakınlaşırsın. Erasmus demek aynı zamanda eğlence demek, her ülkeden arkadaşın olması demek, farklı kültürlerin yemeklerini tatmak, farklı kültürlerin danslarını öğrenmek demek. ERASMUS’ta Türk yemeklerini özleyeceksin, aileni özleyeceksin, her ülkenin para birimini öğreneceksin, elinde sadece bir haritayla koca bir ülke nasıl gezilir onu öğreneceksin. Uyumamayı alışkanlık haline getireceksin. Her uyruktan insanla tanışacaksın, sakın korkma onlar da senin kadar İngilizce biliyor olacak. Nasıl anlaşacağım diye düşünme, mecbur kalınca konuşmaya başlayıp kendine inanamayacaksın.

Oradaki insanlar ailen haline gelecek. Her şeyini onlarla yapacaksın. Hazırla kendini hava alanlarında uyuyacaksın. Kaybolacaksın. Zaman zaman aç kalacaksın. Suya çok para vereceksin ama üzülme alışacaksın. Bunların hepsi dönüp baktığında anlatılacak komik hikayeler olacak. Şaşıracağın çok şey olacak. Avrupa’nın çoğu ülkesini gezeceksin. Gezerken o ülkenin tarihine ait bir şeyler öğreneceksin. Hayata bakış açın değişecek. Kendini gerçekten döndüğünde farklı hissedeceksin, özgüvenli, kendinden emin biri olarak geri döneceksin ve hayatında ERASMUS’un benzersiz bir yeri olacak. Böyle bir programın parçası olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Bence her öğrencinin bu programdan yararlanmak için çabalaması ve hayatında en az bir kere katılması gerek. Bana bu şansı tanıyan üniversiteme ve yardımcı olan personelimize minnettarım. Teşekkürler Ankara Üniversitesi.

Elif KENDİR 2015, İspanya-Valencia

Gıda Mühendisliği Bölümü’nün, 2015-2016 yılını İspanya-Valencia’da Erasmus Öğrenim Programı vasıtasıyla okudum. Oraya gittiğimde ne kalacak yerim vardı, ne böyle bir yurtdışı tecrübem ne de İspanyolcam. Bildiğim ve istediğim tek şey kendimi denemek, sınırlarımı zorlamak, dünyanın farklı tarafında insanların neler yaptığını, nasıl yaşadığını anlayıp; eksikliklerimi tamamlayarak dönmekti ki öyle de oldu… ERASMUS’u bu kadar unutulmaz kılansa ordaki hayatımın, hayalimden bile daha gerçeksi olmasıydı. Güldük, ağladık, eğlendik, gezdik, öğrendik, bir nevi oranın lokalleriymiş gibi yaşadık. İkinci evimiz oldu Valencia. Bir Almanla Fransızın farkını ya da kültür farkının aslında ne kadar önemli olduğunu, insanların yaşayış tarzını göz önüne alarak kendimizi ileriye götürmemiz gerektiği gibi milyon tane tecrübeyi de yanımıza alarak, Temmuz ayında Türkiye’ye dönüş yaptık.

Kazandığım arkadaşlarımı bahsetmeden geçemeyeceğim. Aile gibiydik, en iyisini de en kötüsünü de birlikte yaşadık. Yıllardır birbirimizi tanıyormuş gibi kenetlendik. Birbirimize o kadar güzel şeyler kattık ki; oradan daha sabırlı, özgüvenli, birikimli ve farkındalığı daha fazla olan bireyler şeklinde döndük.

Desteksiz biraz daha zor oluyor ilk günler, özellikle babama; öğrendiğim ilk andan dönüşüme kadar bıkmayıp destek verdiği için çok teşekkür ederim. Hocalarımın ve arkadaşlarımın desteğini de asla yadsıyamam ve tabi ki Ankara Üniversitesine böyle bir imkan sunduğu için sonsuza kadar minnettar kalacağım.

Nicolae CADİN 2014-2015 Yılı, Almanya

Merhaba ben Nicolae Cadin – kısaca Niko. Üniversitemizden 2016 yılında mezun oldum, 2015 senesinde Erasmus yapma fırsatım oldu. Aslında Moldova doğumluyum ve Türkiye’ye de okumaya gelmiştim, ülkemden uzakta geçirdiğim 3 yıl bana yeni ve hiç tanımadığın bir kültürü tanımanın ne kadar keyifli ve farklı bir deneyim olabileceğini göstermişti bu yüzden Türkiye’de de fırsat bulduğumda biraz daha ufkumu genişletmek adına Almanya Bielefeld Üniversitesiye  Erasmus programıyla bir öğretim yılı gitmek için başvurdum. Kabul edildiğinde, ilk Türkiye’ye kabul edilişimdeki heyecanımı yaşadığımı hatırlıyorum. Bu tanıdığım ve doğrusu özlediğim bir duyguydu. Almanya’da da her şey yolunda geçti derslerden fırsat buldukça bolca gezmeli, keyifli bir yıldı. Hatta şu anda yüksek lisans yaptığım üniversiteyi de gözden geçirmeme fırsat tanıdı. Bana yeni ufuklar kazandırdı. Verebileceğim en büyük tavsiye cesur olmanızdır. Ben Türkiye’ye geldiğimde Türkçe bilmiyordum, daha önce hiç Türkiye’ye de gelmemiştim. Ama işler bir şekilde yolunda gitti ve bölümümü tamamlayıp Almanyada yüksek lisans kazandım. Yeni ufuklar insana her zaman değer katar. Çok keyifli anılar katabilirsiniz hayatınıza bu güzel program sayesinde.

 

Utku KALE 2012-2013 yılı, İspanya

Öncelikle, bu yazıyı okuyacak olan tüm arkadaşlarıma selam ederim. Ben Utku Kale. Ankara Üniversitesi, Jeoloji Mühendisliği 2014 mezunuyum. 2016 yılında Macaristan’da yüksek lisans programımı tamamladım ve şu an yine Macaristan’da doktora öğrencisiyim. Bu yazının temel amacı, öncelikle ERASMUS ve diğer benzer değişim programların hayatınıza ne tür değişimler yaratacağı ile ilgilidir.. ERASMUS programıyla dünyanın en seçkin üniversitelerinde eğitim ücreti ödemeden eğitim alabilirsiniz. Seçeceğiniz üniversiteyi, dilini öğrenmek istediğiniz ülke olarak seçtiğiniz taktirde bu size artı bir dil olarak yansıyabilecektir. ERASMUS da bağlı olduğunuz yurtdışı üniversitedeki birçok uluslararası akademisyenlerle tanışma fırsatı yakalayacaksınız, bu durum size gelecek adımlarınızda ve özellikle başvuracağınız burslarda temel yapı taşı oluşturacaktır. Bunun yanında, aşina olduğunuz eğitim sisteminin dışında ve farklı dersler alarak, uzmanlık alanınıza ve eğitime bakış açınız gelişecektir. ERASMUS stajı kapsamında ise alanınızla ilgili en büyük firmalarda çalışabilir ve uluslararası meslektaşlarınızla tanışma fırsatı yakalayacaksınız. Program boyunca hem bilimsel hem de sosyal aktivitelere katılma şansınız da olacaktır. Ayrıca ERASMUS ile sizin gibi değişim programlarıyla dünyanın dört bir yanından gelen yabancı öğrencilerle tanışacak ve yeni kültürlere, farklı yaşam tarzlarına sahip yüzlerce dostluk edinme fırsatı bulacaksınız. Hiç tanımadığınız yerlerde karşınıza çıkabilecek zorlukların üstesinden gelme yeteneğini kazanacaksınız ki bunun insana kattığı özgüven paha biçilmez. Yine sizlere verilecek olan oturum kartınız Avrupa’nın bütün olanaklarından en iyi şekilde faydalanmanızı sağlayacak ve Scengen ülkelerinde dilediğiniz gibi gezebileceksiniz. Türkiye’de bazen hayalini bile zor kurduğumuz ülkelere bir ekonomik uçak bileti kadar yakın olduğunuzu hissedeceksiniz. Belki, ERASMUS programına başlamadan önce çok karamsarlık yaşayacaksınız, belki programa dahil olduğunuz andan itibaren farklı konularda endişeleriniz doğacak, belki de program süresince çok yorucu, stresli süreçleriniz olacak ve hatta ben neden buradayım diye kendinizi sorguladığınız zamanlar olacak ama programı tamamlayıp arkanıza dönüp baktığınızda, gitmeden önce yaşadığınız tüm kararsızlıklara ve yaşadığınız tüm zorluklara gülecek ve tekrar gitmenin yollarını arayacaksınız. ERASMUS’un bu hayatta başınıza gelecek en güzel şey olacağına yürekten inanıyorum. Bana göre, ERASMUS programına katılmak, öğrencilik hayatınıza katabileceğiniz en güzel değer ve deneyim belki de bir daha karşınıza çıkmayacak eşsiz bir fırsattır. Ayrıca, Ankara Üniversitesinden ERAMUS’a başvuracak tüm öğrenci arkadaşlarımız çok şanslı. Şanslı diyorum çünkü Ankara Üniversitesi, en büyük değerlerinden birisine sahip. ERASMUS Koordinatör Yardımcısı Sayın Uzman Onur HOŞNUT ve seçkin ERASMUS ekibi sizlere ERASMUS programının başından sonuna kadar yardımcı olacaklar, sizleri yönlendirecek ve evrak işlerini sizler için kolaylaştıracaklardır. Onur Bey, şimdiye kadar gördüğüm en yardımcı, en kibar üniversite personeli olduğunu belirtmek isterim.


Benim yurtdışına ilk çıkışım 2011 de Work and Travel programıyla San Diego, California’ya oldu. Daha sonra 2012 yılında ERASMUS eğitim programıyla bir dönem planlayarak İspanya’da Castilla-La Macha Üniversitesine gittim. Gittiğim yer oldukça küçük bir şehirdi. Hatta ilk Almaden’e vardığımda, ERASMUS Koordinatörün beni yeniden Türkiye’ye dönmem konusunda zor ikna ettiğini hiç unutmuyorum. Aslında herşey o gün başlamıştı Dr. Demetrio Fuentes I kelimelerle anlatmak imkansızdır ve bir ERASMUS Koordinatöründen çok baba sıcaklığında davrandığı için ve sizleri yürekten kucakladığı içindir, tüm uluslararası değişim öğrencileri Demetrio’ya baba der ki benim düzenli olarak buluştuğum bir babamdır. İspanya’da kaldığım tüm süre boyunca, bağlı olduğum üniversitenin verdiği İspanyolca kurslarına devam ettim ve ayrıca her hafta özel İspanyolca dersler aldım. Bu sayede İspanyolcayı ilk dönemden sonra belirli düzeye getirdim. İkinci dönem geldiğinde de ERASMUS’u uzatma kararı aldım ve devam ettim. Tabi bu aşamada Bölüm ERASMUS Koordinatörü Sayın Yrd. Doç. Dr Zehra KARAKAŞ’ı ve ERASMUS Koordinatör Yardımcısı Sayın Uzman Onur HOŞNUT’un evrak işlerindeki yardımlarını unutmak imkansız. İkinci dönem bittiğinde artık İspanyolcayı orta düzeyde konuşabiliyordum ve Almaden’deki tüm İspanyollarla, hocalarımla, Demetrio’yla kopmaz bir bağ oluşmuştu. Bu arada belirtmek isterim ki İspanyollar çok cana yakın insanlardır, sizin bir adım atmanız, onlarda size karşı koşma etkisi yapacaktır. ERASMUS stajımı da İspanya’daki civa madeninde ayarladım ve programıma devam ettim.

Tüm ERASMUS programım boyunca, bir çok Avrupa ülkesinde bulunma fırsatı da elde ettim. Başlıcalar: Fransa – İtalya – Macaristan – Avusturya – Çek Cumhuriyeti – Polonya. Türkiye’ye dönme vakti geldiğinde ise, Üniversitenin bahçesinde başta Demetrio, Manoly, Frank birçok hocam ve İspanyol arkadaşlarım toplanmıştı ve çok gariptir ki hüzünlü geldiğim şehirden, gözlerim yaşlı olarak geri ülkeme dönüyordum 1 yıl sonra yeniden Ankara Üniversitesinden 3 hocayla birlikte İspanya’da bulunan üniversitemde 20 günlük eğitim programına katıldım. Şu an ise Macaristan’da doktora yapıyorum, aldığım burs şartları gereği ERASMUS hakkım söz konusu değil ama elimden gelen her fırsatta, Almaden’e gidiyorum ve o küçük şehirdeki, kocaman yürekli İspanyol arkadaşlarımla hocalarımla daha doğrusu İspanyol ailemle zaman geçiriyorum. Eğer hala ERASMUS’a gitme şansınız varsa, ikinci bir defa düşünmeden ilk adımınızı şu an atın.